Oyunlaştırma İşletmenin Büyümesine Nasıl Katkı Sağlar?

28 Mart 2018


Son birkaç yıl içinde oyunlaştırma terimi çok kullanılan, popüler bir kelime oldu. Bugünlerde pazarlamacılar, girişimciler ve İK yöneticilerinin aralarında yaptıkları görüşmelerde sıcak bir gündem maddesini oluşturmakta. Öyle ki, oyunlaştırma uygulamalarını seven ve onu küçümseyerek geri çeviren gruplar arasında yaşanan fikir ayrılıklarıyla sık sık karşılaşabiliyoruz.

Çok sayıda karşı duranı ve destekleyenine rağmen, oyunlaştırma on yıldan fazla bir süredir çeşitli sektörlerde aktif ve başarılı bir şekilde uygulanmaya devam etmektedir. Hatta günlük yaşantımızda sürekli karşılaştığımız bir şey. Işık kırmızıya dönmeden önce yayalara yürüyüş tempolarını artırmaları yönünde sinyal veren sesli trafik ışıkları, oyunlaştırmanın en basit şeklini oluşturuyor. Oyunlaştırmanın kullanımıyla ilgili diğer alışılmış ve bilinen bir örnek ise mağazaların ve alışveriş merkezlerinin çoğunluğu tarafından uygulanan müşteri sadakat programlarıdır. Müşteriler yaptıkları her alışveriş için alışverişlerinde, indirim ve kampanyalarda kullanabilecekleri puanlar kazanırlar.

İnsanlar “oyunlaştırma” kelimesini ilk duyduklarında akıllarına “oyunlar” gelir. Oyunlaştırmanın oyunlarla çok ilişkili olduğu doğru, ancak, bu terimin daha derin bir anlamı var:

Oyun tekniklerinin pratiğini oyun olmayan aktivitelerde, süreçlerde ve deneyimlerde uygular.   

Leaderboarded oyunlaştırma platformunun CEO’su Toby Beresford’un tanımladığı gibi:

“ Oyunlaştırma, oyun tekniklerini – bir oyunun ilginç ve yapışkan olmasının altında yatan asıl sebepler -  davranış yönlendirmek için kullanmaktadır.”

Oyun teknikleri puanlar, başarı rozetleri, sanal para, gelişim çıtaları, yarışmalar, başarı sıralamaları, liderlik panoları ve seviyeleri içerir. Oyun olmayan aktivitelerin içine oyun tekniklerini katarak istenen sonucu başarmaya yönlendiren belirli bir davranışı tetikleyebiliriz. Örneğin, müşteri sadakat programlarına dönecek olursak, mağazaların, bu puanları müşterilerin daha fazla ürün almasını ve tekrar tekrar geri gelmelerini sağlamak için kullandıklarını fark ederiz. Puanlar müşterilerin tekrarlayan alımlar yapma isteklerini harekete geçirecek uyarıcılar olarak iş görürken mağazalar da arzuladıkları sonuçları elde ederler: artan kârlar ve sadık müşteriler gibi.

Oyun teknikleri aynı zamanda çeşitli spor aplikasyonları için de aktif bir şekilde kullanılmaktadır. Örneğin, koşucu 2 km (1.seviye) mesafe koşusunu bitirdiğinde aplikasyon koşucuyu 4 km koşması gereken 2. seviyeye atlatır. Bu durumda koşucular bir sonraki seviyeye çıkmak üzere ilerlemek için motive olurlar. Dahası, aplikasyonlar kullanıcıların başarılarını sosyal medyada paylaşabilmelerini sağlayan sosyal unsurlar içerir. Bu tür yaklaşımlar kullanıcılara başarılarından dolayı toplumsal bilinirlik sağladığı gibi aktif olmaları ve aplikasyonu daha fazla kullanmaları için onları motive eder.

İşletmelerin çoğu, büyüklükleri ne olursa olsun, oyunlaştırmayı İK, yönetim, pazarlama ve inovasyon yönetimi gibi kilit alanlarda uygular. Bazı şirketler oyunlaştırmayı işe alım süreçlerinde de başarılı bir şekilde uygular. Oyunlaştırma bu süreci kolaylaştırır ve çalışanlara belirli bir pozisyon için uygun olup olmadıklarını anlamaları konusunda yardımcı olur. Potansiyel çalışanlar temsili ortamlarda özel olarak tasarlanmış oyunlar oynayarak şirket kültürü, işin gerekleri ve gelecekteki sorumluluklarla ilgili temel prensipleri öğrenebilirler.

Çalışanlarının performanslarını artırmak için şirketler sıklıkla personel ödül programları uygular. Tüm insanlar doğuştan tasdik ve takdir edilme ihtiyacı içinde olduklarından bu tür programlar çalışanların daha çok şey başarma ve daha iyi performans gösterme arzularını canlandırmak için mükemmel birer teşviktirler. Bununla beraber hızlı ve küçük ödüllerin ve takdirlerin çok daha etkili olduğunu göz önünde bulundurmak önemlidir; çünkü bunlar çalışanlardaki motivasyon ve konsantrasyonun devamlılığını sağlar. Bazı şirketler çalışanların performans sonuçlarını liderlik panolarında göstermeyi de tercih ediyorlar. Bu, takım üyeleri arasında sağlıklı bir rekabeti tetiklemekle beraber çalışan performansındaki gelişimleri izlemeye de imkân veriyor.

Birçok şirket müşteri bağlılığını ve sadakatini artırmak, marka bilinirliliğini yükseltmek ve dolayısıyla da daha büyük kârlar oluşturmak için pazarlama stratejilerini oyunlaştırıyor. Örneğin, şirketler toplulukla bağ kuran, ürünler hakkında değerlendirme yapan, sosyal medyada ve çevrimdışı mecralarda fısıltı yaratan müşterilerini puanlarla ve rozetlerle ödüllendiriyorlar. En aktif kullanıcılar, ürünlere ait ön izlenimlere ve özel indirimlere erişimlerini sağlayan VIP kullanıcı statüsü elde ediyorlar. Böylelikle kullanıcılar aktif katılım ve marka bağlılığı konularında teşvik ediliyorlar.

Bunun sonucunda şirketler yalnızca müşteri sadakatini artırmakla kalmıyor, aldıkları değerlendirmeler de yenilikçi fikirler için müthiş bir kaynak oluşturuyor. Müşterilerini dinleyen ve onlardan aldığı geribildirimlerin gücünü sonuna kadar kullanan şirketlerin kazanma şanslarının çok yüksek olduğu bir sır değil. Bunun yanı sıra değerlendirmelerin olumlu ya da olumsuz olmaları da önemli değil. Bill Gates doğru söylüyor: “En çok şeyi en mutsuz müşterinden öğrenirsin”. Şirketler müşterileri dinlerken ürünlerini ve hizmetlerini nasıl geliştirebilecekleri konusunda derinlemesine fikir sahibi olurlar. Oyunlaştırmanın kullanılması müşterileri değerlendirme yapmak, geribildirim sağlamak ve bir marka ya da şirkete bağlılık konularında daha hevesli hale getirir. Dahası, mutlu müşterilerin kendi toplulukları içinde birer marka elçileri haline gelmeleri daha olasıdır. İnsanlar, iş bir ürün seçmek ya da almaya geldiğinde reklamlarda gördükleri bir yüzden ziyade kendi çevrelerindekilerin fikirlerinden daha fazla etkilendiklerinden, ağızdan ağıza, pazarlamanın en etkin formlarından biridir.

Görülüyor ki oyunlaştırma yenilik için çok değerli bir itici güçtür. Şirketler hedef kitlelerini heveslendirerek ve kalabalığın bilgisinden faydalanarak yenilik yapabilir ve büyümelerini artırabilirler. Üstelik oyunlaştırma şirket içindeki ortak çalışma ruhunu besler. İnsanlar katkılarından dolayı takdir edilip büyük bir kültürün bir parçası olduklarını hissettiklerinde fikirlerini paylaşmak ve diğer takım üyeleriyle birlikte beyin fırtınası seansları konularında daha açık olma eğilimi gösterirler.

Günümüzde insanlar daha önce hiç olmadığı kadar ödül almaya, takdir görmeye ve ait hissetmeye ihtiyaç duyuyorlar. Oyunlaştırmayı etkin bir biçimde uygulandığımız şeylere müşterilerin ve çalışanların uzun süre boyunca odaklandıklarını görüyoruz. Oyun tekniklerinin doğru şekilde kullanılmasının insanları heveslendirme, problemleri etkin bir biçimde çözebilmek için davranış değiştirmeye motive etme ve işletmenin büyümesi ve karlılığı konularında olumlu bir etki yaratmada başarılı olduğu kanıtlanmıştır.    

...

Natalie Myhalnytska

Kaynak